29 Kasım 2007 Perşembe

:) BEN İTALYA'DAYKEN :)

Canlarım, özlemle buram buram burnumda tüten arkadaşlarım benim,dostlarım.Nihayet teşrif edebildim.O kadar çok özledim ki sizi, sabaha kadar yazıp okuyabilirim.Çünkü ne yazabildim ve açıkcası ne de yazdıklarınızı okuyabildim.Bilgisayarın başına ancak hazırlamakta olduğumuz konferans için oturabildim. Aslında İtalya'dan döneli çok oldu.11 Kasım günü dönmüştük,ancak döner dönmez o görev senin bu görev benim gezdiğim için çok yoğundum,tabi bi de taşınma işleri...Ne siz sorun ne de ben anlatayım diycem ama merak etseniz de etmeseniz de anlatıcam zaten.
Önce başlığımdan bahsetmeliyim.Her zaman, "ben şurdayken,ben şuyken,ben şununlayken "diye başlayıp böbürlenmek suretiyle akıp giden o gıcık konuşmalardan nefret etmişimdir.Faket gel gör ki gün geliyor Allah seni de onlardan yapıveriyor.Ya! bende de bir "ben İtalya'dayken " cümleleri peydah oldu ki sormayın gitsin.Yahu insan kendini kaptırıveriyor ve istese de istemese de çıkıveriyor ağzından ve işte latife olsun babından konduruveriyorsun böyle bir başlığı.
İtalya maceraları için geçirdiğimiz her günü tek tek anlatıcam sizlere ancak yarın nöbetçiyim ve pek de şevkle yapmadığım bu görev için hem psikolojik olarak hem de ekolojik olarak hazırlamam gerektiğinden bu yorgun bedenimi erken kaçıcam bu gün.Beni merak eden tüm arkadaşlarımı daha da meraklandırmamak için az da olsa yazmak boynumun borcudur dedim ve atıverdim kendimi bilgisayarın kollarına.
Canlarım, şekerparelerim artık geldim burdayım meraklanmayın hiç ben sizi çılgın bir cadıdan mahrum bırakır mıyım? Hadi biraz resimle olaya renk katayım.Küçücük yüreğimden kocaman sevgimle öpüyorum sizi Seda Sayanvari kokulu kokulu.




Sular şehri Venedik

Kimseciklerin binemediği gondollar(120 Euro)

Maske cenneti


NOT:Öğretmenler günümü kutlama nezaketi gösteren canım mutlu hemşom ve incefikirlim size çooooooookkkkkkkkkkkkkkkkk teşekkür ederimmmmmmmmmmmmmmmmm.

31 Ekim 2007 Çarşamba

BUGÜN BENİM DOĞUMGÜNÜM



Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder.
Dante gibi ortasındayız ömrün.
Delikanlı çağımızdaki cevher,
Yalvarmak, yakarmak nafile bugün,
Gözünün yaşına bakmadan gider

29 Ekim 2007 Pazartesi

YAŞASIN CUMHURİYET

Okulumuzun bando takımı ve öğrencilerimizin cumhuriyet yürüyüşü.

AZ ZAMANDA ÇOK VE BÜYÜK İŞLER BAŞARMAK


Canım arkadaşlarım biliyorum çok ihmal ettim ben blogumu. Ancak geçen zaman içerisinde yaşadıklarımı şimdi okuduğunuzda sizin de bu ayrılışa hak vereceğinize inanıyorum.

Nerelerdeyim ben di mi?

Öncelikle sizlerinde en az benim kadar mutlu olduğunuzu bildiğim şu İtalya işleri için uğraştık Nurgülcüm ile. Okul çıkışı nasıl yaparda çocuklarımızın yol masraflarını karşılayabilecek bir sponsör buluruz diye. Yemedik içmedik ve 14 öğrencimizin İtalya'ya hem gidiş hem de dönüş uçak bileti (hemi de THY'den) masraflarını karşılayacak hayır severler bulduk.

Sonra İtalya ile sürekli gelip giden mail trafiği, İngilizceleri Türkçeye çevir oku, cevap yaz sonra ingilizceye çevir yolla.

18 yaşını doldurmadıkları için öğrencilerimizin yurtdışı çıkışlarına ailelerinin izin vermeleri ile ilişkin almaları gereken noter tastikli muafakatnameleri toparla, pasaportlar için fotoları ayarla,valilikten ülke dışı için olur al derken trafik gittikçe arttı.Tabi bu işleri yaparken dersler girip Osmanlı devletini I.Cihan harbine sok ve Mondros'u imzala.

Okul işleri devam ederken yeni evime taşınacağım için onun eksik gedikleriyle de uğraştım. Anacım ne zormuş ev sahibi olmak Valla boşuna dememişler "evin var mı derdin var" (ya bu böyle miydi yoksa kendime mi uyarladım neyse) Dedik ki kocişkomla önce bi kartonpier yaptıralım ama ne mümkün biz yaptırdığımızı sandık ancaaaakkk usta yapmış mı yamultmuş mu orası mechul. Bi görseniz sizde benim gibi çıldırırdınız.Olamaz böyle bi şey salon ortadan yukarı doğru eğimli, oturma odası olarak düşündüğüm yer ise aşağı doğru.O an ustayı bulsam yiycem ama verilecek sadakası varmış ki o gün yoktu. Lakin 2 gün sonra yakalamak suretiyle söyledim söyleyebildiğimi.Yahu be adam senin gözleri şehla mı? Neyse ki düzeltebilme kabiliyetiyle başarmış salonumu ancak diğer odam henüz duruyor saldım çayıra Mevlam kayıra .

Hadi neyse dedik olur böyle vakalar Tatlı cadı yakalar bozmayalım ağzımızın tadını. Bir kaç gün sonra girişte ki boşluklara dolap yaptıralım ıvırımız zıvırımız çıksın aradan.Gittik sağlam iş yapan bi ustaya çizmişim tabi afilli dolaplarımı ben en kullanışlısından.Gösterirsin gerine gerine. Usta amcamın meslek lisesi mezunu oğlu hemen bilgisayarda istediğim gibi düzenledi çok şık oldu.Oldu da "kapakları da sürgülü ustam unutma ha" deyince birden olanlar da oldu."Ben sürgülü yapmam da yapmam o kullanışlı olmaz sonra çok başınız ağırır" , ya ustam sana ne yap sen sonra ben uğraşcam .Yok adam Nuh der peygamber gelmez. Neysa bi düşünelim dedik.Başka bir mobilyacıyla anlaştık sonra "sürgülü dolapsever ve yapar Rıza Usta". Bu iş de meşakatlı başarıldı, ama hallettik .

Tokici olduğumuz için 3 odamız halı döşeli çok sağlıksız olduğudan oralara da laminant yaptıralım diyerek bizim gibi Tokici can arkadaşlarımız Sunişlerle laminant beğenmeye gittik.

Laminanttan sorumlu kişi yok bekle anacım bekle.Onu beklerken çay içtik sohbet ettik bu arada hani şu lokantalarda masaların üzerine yayılan cam benzeri sert plastikler vardır ya onlar da benim yanımda rulo halinde durmaktalar.İki küçük çocuk babalarıyla bunlardan bilgisayarlarının altına kestirmek için teşrif ettiler yanımdaki mavi rulo beğenildi yere serildi kesilmekte. Bi ara yandaki dolaplara doğru yönümü çevirmiştim ki bir hışımla diğer dulo tam elmacık kemiğime kayarak düşmez mi.Amam amam diyim ben size aklım çıktı.Nasıl bir acıyla kıvranmaktayım anlatatmam.Yüzüm şişti anında tabi, morluk da cabası . Sonunda o acı içinde yine seçtim laminantları.(Şimdi o kızarıklık elmacık kemiğime doğal bir allık görünümü vermekte).

Dün ise laminant ustasına gittik başka bi bloktan aldık eve götürdük çünkü ben holüme de laminant istedim istedim de holde varolan karoların üzerine yapılacak olan laminant için yandaki süpürgelikler sökülmeli kim yapıcak derken Allah'tan bu usta "ben yapıveririm hocam üzülme sen" dedi. Neyseki Allah nazarlardan sakına son işimiz yaver gitti.

Yaaaaa canlarım eve her gün bu maceralar eşliğinde haşat pozisyonda geldiğim için yazmak kolay olmadı okudum bende ve bir iki yorum bırakabildim.Nolur affedin....

Not: Yarın İtalya'ya uçuyoruzla ilgili gelişmeler..... Beni izlemeye devam edin

25 Ekim 2007 Perşembe


Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber,
Sana âguşunu açmış duruyor Peygamber.

13 Ekim 2007 Cumartesi


Sabah erkenden hortlatırken annem homurdanırdım "öf anne bayramda uymak sevaptır ne olur bir az daha",o ise "olmaz babanlar şimdi gelir camiden görürsün,hadi kalk süslü kokana daha bir sürü işimiz var"derdi.Homur homur sabah bir telaş sorma gitsin.
Kabir ziyaretinden sonra kahvaltılar hazırlanır, babamız ve kocamız kapıda karşılanır, eller öpülür, haçlıklar alınır.Daha kahvaltı masası henüz toplanmıştır ki misafirlerin biri gelir biri gider.Hoş beş muhabbet, mutfak ve salon arası dokunan mekik metrelerce olur ve o nazik popomuz geç saatte koltuk görür ,öldüm bittimler başlar,alır başını gider telaşlar.
Ne güzeldir bayramlar sevgi vardır, hürmet vardır, misafirperverlik vardır.Evet yorulursun ama bu seni hiç gocundurmaz mutlu bir telaşla zevkle hırpalarsın kendini.Baba ocağında bir başkadır bayramlar.
Oysa kilometrelerce uzakta bıraktığın canlarının elini öpememek,bir telefonun sinyaliyle kutlamak bayramlarını.Tüm aile fertlerinin bir araya toplanıp bayramın o tatlı telaşını yaşadıklarını bilmek sen yokken yanlarında.Hem onlarında bu özlemi çektiklerini,seni üzmemek adına ağlamamak için kendilerini zor tutklarını hissetmek çaktırmasan da ne çok içini acıtır kanata kanata.
Sevmiyorum ben bayranları gurbette olunca.Keşke anacığım hortlatsaydı bu gün beni sabahın köründe,şöyle afilli bir kahfaltı hazırlasaydım cümbürcemaat herkese,hoplaya zıplaya karşılasaydım babacığımı cami dönüşü kapıda ve her zamanki o imalı ifademle "bayyyrrrraaaaamıııııınnn mubarek olsuuuunn" diyip kapabilseydim haşlığımı,toprağına kurban olduğum canım anneanemin,büyük teyzemin , asla ölümünü kabullenemeyeceğim Emine Teyzoşumun, dedemin, hatta konşumuz Lütfiye teyzenin annesinin kabirlerini ziyaret edebilseydim,keşke ayaklarım şişene kadar salon mutfak arası mekik dokusaydım.Keşke ailemin yanında olsaydım.Sevmiyorum ben bayramları gurbette olunca SEVMİYORUUUUUMMMMMMMMMM.......
Ama şu uzunca seneler öğrendimki gurbette
Gurbet acı,hasret hüzün, ayrılık kavuşma sevdalısı.......
Eğer sizde benim gibi bir gurbet kuşuysanız çok üzülmeyin sakın, can sağlığı dileyin hem bekleyene hem beklenene.
Herkesin sevdiklerine kavuşması dileğiyle....

10 Ekim 2007 Çarşamba